Taksirle Öldürme Suçu TCK 85. Madde

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85.maddesinde hayata karşı suçlar bölümünde taksirle öldürme suçu düzenlenmiştir. Taksirle öldürme suçu; failin, öldürme kastı olmadan dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla ölüm neticesini meydana getirmesidir.

Taksir, neticenin fail tarafından öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemesi halinde bilinçsiz taksir olarak karşımıza çıkabileceği gibi, neticenin öngörülmesine rağmen istenmemesi şeklinde bilinçli taksir olarak da karşımıza çıkabilir. Bu nedenle bilinçli-bilinçsiz taksir ayrımı cezanın belirlenmesinde önemli olacaktır.

TCK madde 85’in 1.fıkrasına göre basit taksirle öldürme suçunun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıdır. Anılan hükmün 2.fıkrasında ise; “ Fiil birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise; kişi, iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” lafzıyla nitelikli taksirle öldürme suçunun cezai yaptırımı açıklık bulmuştur.

Taksirle ölüme neden olan kişi Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacaktır. Taksirli fiil neticesinde bir ölüm ile birlikte en az bir yaralanma gerçekleşmişse bu durumda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olacaktır. Failin ceza avukatı ile temsil edilmesi önerilir.

Taksirle Yaralama Suçu TCK 89. Madde

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar başlıklı İkinci Bölümü’n 89.maddesi kapsamında taksirle yaralama suçu tanımlanmıştır.

Taksirle yaralama suçu; failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının bozulmasına neden olan davranışlarda bulunmasıdır.

Taksirle yaralama suçu kasten yaralamadan ayrı bir suçtur. Taksirle yaralama suçunda failin yaralama kastı yoktur, gerekli dikkat ve özen gösterilmediğinden netice meydana gelmektedir.

Taksirle yaralama suçu ile korunan hukuki değer kişinin beden bütünlüğü, vücut dokunulmazlığıdır.

TCK madde 89/1. fıkrasında taksirle yaralamanın basit hali için üç aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. 89.maddenin 2.fıkrasının a), b), c), d), e), ve f) bentlerinde yer alan hususların varlığında ise birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. Anılan hükmün 3.fıkrasının a), b), c), d) ve e) bentlerinde bahsi geçen durumlarda ise birinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat artırılır.

Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (TCK m.89/4)
Belirtmek gerekir ki, 89.maddenin 5. Fıkrası( Değişik:6/12/2006-5560/5md.)’na göre; “Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.” Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere taksirle yaralama suçu şikâyete bağlı bir suç olup bu suçun birinci fıkrasına giren çeşidi hariç, bilinçli taksirle işlendiği takdirde şikâyet aranmayacaktır.

Taksirle yaralama suçuna bakmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Dolayısıyla bir ceza avukatı ile temsil edilmeniz önem arz eder.

Trafiğin Güvenliğini Taksirle Tehlikeye Sokma TCK 180. Madde

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 180.maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu tanımlanmaktadır.  

Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması neticesinde, deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlike meydana gelmesidir.

TCK madde 180/1.fıkrasına göre trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun cezai yaptırımı üç aydan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

Trafik güvenliğinin taksirle tehlikeye sokma suçu ile ilgili davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. 

Trafiğin Güvenliğini Tehlikeye Sokma TCK 179. Madde

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Topluma Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Kısmın Genel Tehlike Yaratan Suçlar başlıklı Birinci Bölümü’nde 179.maddede trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu tanımlanmıştır.

TCK madde 179’ a göre trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu; failin, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş olan her türlü işareti değiştirerek, kullanılmaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırılarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olmasıdır.

Kişilerin alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle araç kullanmaları yasaktır. Sürücünün alkollü araç kullanıldığı tespit edilirse, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5.maddesi gereği para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi 6 ay süreyle trafik polisince alınır. Güvenli alkol limiti olmadığı gibi sürücüler için yasal alkol promil sınırı 0.50 promil olarak belirlenmiştir.

Madde 48e göre;
(Değişik: 8/1/2003 – 4785/3 md) Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınır ve haklarında …………TL para cezası uygulanır. İkinci defasında sürücü belgeleri iki yıl süreyle geri alınır ve haklarında …………TL para cezası uygulanır ve bu sürücüler Sağlık Bakanlığınca, esas ve usulleri Sağlık ve İçişleri Bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutulurlar, eğitimi başarıyla tamamlayanların belgeleri süresi sonunda iade edilir. Üç veya üçten fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır ve altı aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile birlikte …………YTL hafif para cezası uygulanır.

TCK madde 179/1.fıkrasına göre Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun cezası bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası olmakla birlikte; TCK madde 179/2.fıkrasında “Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denilmek suretiyle trafiği tehlikeye sokma suçunun cezası belirlenmiştir.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu somut tehlike suçu olup failin kastının bu tehlikeye yönelik olması gerekmektedir. Bu suçla yargılanan bir kişi Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacaktır. Bu nedenle bir ceza avukatı ile temsil edilmeniz önem arz eder.

Yağma Gasp Suçu ve Cezası – TCK 148. Madde

Gasp Suçu olarak da bilinen Yağma Suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 148.maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni aynen şöyledir;

 

(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.

 

(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.
Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, yağma suçunun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.

 

Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir.

 

Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesini ifade eder.

 

Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.

 

Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması halinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda, gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir.

 

Maddenin ikinci fıkrasında senedin yağması düzenlenmiştir. Cebir veya tehdit kullanılarak bir kimsenin, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi de yağma sayılmıştır. Senedin bunu imzalayan için “borç doğurucu” olması gerekir. Bu borç para borcu olabileceği gibi, bir işi yapmaya veya yapmamaya, bir taşınmazını hibe etmeye, kira ile oturulan bir binayı boşaltmaya, var olan bir borca kefil olmaya da ilişkin olabilir. Bir alacağı tahsil etmemeye, herhangi bir davayı açmamaya, vasiyetnamesini değiştirmemeye yönelik bir vaadi içeren yazılı beyanlar da “borç doğurucu” senet sayılırlar. Şu halde mağduru iktisaden değerlendirmeye elverişli olan bir hakkını kullanmamasına yol açan her türlü belge, borç doğurucu senet tanımına girer.

 

Maddenin son fıkrasında, mağdurun herhangi bir vasıta ile kendini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesinin, örneğin uyku ilacı ile uyutulmasının, yağmada cebir sayılacağı açıklanmıştır.

 

Yağma Gasp Suçlarında ağır ceza avukatı ile temsil edilmeniz önem arz etmektedir.

  • Yağma (Gasp) Suçu Nedir?
  • Yağma (Gasp) Suçunun Cezası Ne Kadardır? sorularınızın cevabı için uzman ceza avukatına başvurmanız tavsiye edilmektedir.

Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu Cezası – TCK 204. Madde

Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesinde düzenlenmiştir.

Madde metni aynen şöyledir;

(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

Maddede, resmi belgede sahtecilik suçu tanımlanmıştır.

Suçun konusu resmi belgedir.

Belge, eski dilimizdeki “evrak” kelimesi karşılığında kullanılmakta olup, yazılı kağıt anlamına gelmektedir. Bu bakımdan, yazılı kağıt niteliğinde olmayan şey, ispat kuvveti ne olursa olsun, belge niteliği taşımamaktadır.

Kağıt üzerindeki yazının, anlaşılabilir bir içeriğe sahip olması ve ayrıca, bir irade beyanını ihtiva etmesi gerekir.

Bu yazının belli bir kişiye veya kişilere izafe edilebilir olması gerekir. Ancak, bu kişilerin gerçekten mevcut kişiler olması gerekmez. Bu itibarla, gerçek veya hayali belli bir kişiye izafe edilemeyen yazılı kağıt, belge niteliği taşımaz. Kağıt üzerindeki yazının belli bir kişiye izafe edilebilmesi için, bu kişinin ad ve soyadının kağıda eksiksiz bir şekilde yazılması ve kağıdın bu kişi tarafından imzalanmış olması şart değildir. Ancak, bazı belgeler (örneğin poliçe gibi kambiyo senetleri) açısından, belge üzerinde kişinin kendi el yazısı ile imzasının atılmış olması gerekir. Zira, imza, ilgili kambiyo senedinin zorunlu şekil şartını (kurucu bir unsurunu) oluşturmaktadır.

Bir kişinin, düzenlediği belgeye başkasının adını yazması ve belgeyi imzalaması durumunda da bir belge vardır; ancak, bu belge sahtedir. Belge altında adı yazılan ve adına imza konulan kişi, gerçek veya hayali bir kişi olabilir. Bunun, belgenin varlığına bir etkisi bulunmamaktadır.
Bir belgeden söz edebilmek için, kağıt üzerindeki yazının içeriğinin hukuki bir kıymet taşıması, hukuki bir hüküm ifade eylemesi, hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli olması gerekir.

Resmi belge, bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği olarak düzenlenen yazıyı ifade etmektedir. Bu itibarla, düzenlenen belge ile, kamu görevlisinin ifa ettiği görev arasında bir irtibatın bulunması gerekir. Bu itibarla, bir kamu kurumu ile akdedilen sözleşme dolayısıyla özel hukuk hükümlerinin uygulama kabiliyetinin olması halinde dahi, resmi belge vardır. Çünkü sözleşme, kamu kurumu adına kamu görevlisi tarafından imzalanmaktadır.

Ayrıca belirtilmelidir ki, her ne kadar, belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de; bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kağıt üzerinde bulunması gerekmez. Bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de belgenin varlığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla, araç plakaları da resmi belge olarak kabul edilmek gerekir.
Söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır.

Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir.

Sahtelikten söz edebilmek için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Başka bir deyişle, sahteliğin beş duyuyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmek gerekir.

İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Mevcut olan resmi belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, resmi belgeyi bozmak suçu oluşur.
Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belgenin üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır.

Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur.

Maddenin ikinci fıkrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmaktadır. Birinci fıkrada tanımlanan suçtan farklı olarak, bu suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belge olması gerekir. Bu bakımdan, resmi belgede sahteciliğin kamu görevlisi tarafından yapılmasına rağmen, düzenlenen sahte resmi belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge olmaması halinde, bu fıkra hükmü uygulanamaz.

Söz konusu suçu oluşturan hareketler, birinci fıkrada tanımlanan suçu oluşturan seçimlik hareketlerden ibarettir. Ancak, bu bağlamda özellikle belirtilmelidir ki, kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak bir olayı kendi huzurunda gerçekleşmiş gibi, bir beyanı kendi huzurunda yapılmış gibi göstererek belge düzenlemesi halinde, bu fıkra hükmünde tanımlanan suç oluşur.

Maddenin üçüncü fıkrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun konu bakımından nitelikli unsuru belirlenmiştir. Buna göre, suçun konusunu oluşturan resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, cezanın belirlenen oranda artırılması gerekir. Bu hüküm, belgelerde sahtecilik suçları ile delil teorisi arasındaki ilişki göz önüne alınarak, daha üstün ispat gücüne sahip belgeyi daha fazla korumak ihtiyacını karşılamaktadır. Ancak, değişik yorumlara son vermek maksadıyla bir belgenin böyle bir güce sahip olup olmadığının saptanması için kanunlarda bu hususu belirten bir hüküm bulunması gerekli sayılmıştır.

Resmi evrakta sahtecilik suçlarında ceza avukatı tarafından temsil edilmeniz önem arz etmektedir.

Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Tazminat ve Ceza Davası

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 13.maddesi iş kazasını şöyle tanımlamıştır:

İş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

Ölümlü İş Kazası Sonucu Açılacak Davalar

Günümüzde artan iş kazalarına mülzem olarak ölümlü iş kazaları da artış göstermektedir. İşbu durumun önlenmesi adına kanun koyucu işverenlere bir takım yükümlülükler yüklemektedir. İş kazası meydana gelmeden, önleyici olarak, işveren; işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukları giderir. İş kazası meydana geldikten sonra ise işverenin bildirim yükümü söz konusudur. Dolayısıyla işverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde cezai ve hukuki sorumluluğu doğar. Böyle bir durum neticesinde mağdur olan işçi işverene tazminat davası açabilir. Fakat tazminat davası için illiyet bağının ve işverenin kusurunun varlığı aranır. İş kazalarının oldukça artış gösterdiği ülkemizin Konya ilinde siz veya yakınınız iş kazasına uğramış ve tazminat avukatı arıyorsanız yasal danışmanlık için randevu alınız.

Nitelikli Yağma , Nitelikli Gasp Suçu ve Cezası – TCK 149

Nitelikli Gasp Suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 149. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni aynen şöyledir.

 

(1) Yağma suçunun;

a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) (Değişik bent: 18.06.2014 – 6545 S.K/64. md.)(*) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
h) Gece vaktinde,
İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

 

Madde metninde, yağma suçunun nitelikli halleri tanımlanmaktadır.

 

Birinci fıkranın (a) bendinde, yağmanın silahla işlenmesi nitelikli bir hal sayılmıştır. Silahın cebir veya tehdit amaçlı olarak kullanılmasının bir önemi yoktur. Bu bakımdan, silahın mağdura gösterilmesi veya yöneltilmesi suretiyle tehditte bulunulması ya da cebir aracı olarak kullanılması halinde, bu nitelikli unsur dolayısıyla cezaya hükmolunacaktır.

 

Fıkranın (b) bendinde, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle yağma suçunu işlemesi halinde, cezanın artırılacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Tanınmamak için tedbirler alınması halinde de bu bent hükmüne göre cezaya hükmolunacaktır. Tehdidin mektupla yapılması halinde, mektubun imzasız olması, korku salmış bir kimsenin ismi ile veya rumuzla yahut sahte imza ile imzalanmış olması, bu duruma ilişkin örnekleri oluşturmaktadır.

 

Fıkranın (c) bendine göre, yağma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Bu nitelikli halin varlığı için, yağma suçunu iki veya daha fazla kişinin müşterek fail olarak işlemesi gerekir. İki veya daha fazla kişinin suçu birlikte işlemesi halinde bir iştirak ilişkisi vardır ve bu kişilerin hepsi müşterek faildir. Ancak, yağma suçunun iştirak halinde işlenmesine rağmen, müşterek faillik ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, örneğin diğer suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden olması hallerinde, bu nitelikli unsur dolayısıyla cezada artırma yapılamayacaktır.

 

Bu hükmün kabulünde, yağma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin mağdur üzerinde oluşturabileceği zorlayıcı etki göz önünde bulundurulmuştur.

 

Fıkranın (d) bendinde, yağma suçunun yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde işlenmesi nitelikli bir hal sayılmıştır. Yol kesme halinde fiilin doğrudan doğruya mağdura karşı işlenmiş olması gerekir; yol kesme süresi kısa veya uzun olabilir.

 

Fıkranın (e) bendinde, yağma suçunun var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi, suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.

 

Fıkranın (f) bendine göre, yağma suçunun suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla işlenmesi, söz konusu suçun nitelikli unsurunu oluşturmaktadır. Örgütün suç işlemek maksadıyla meydana getirilmiş olması gerekir.

 

Bu nitelikli unsurun varlığı için, örgüte yarar elde etmek maksadıyla hareket edilmesi gerekir; ancak, örneğin yağma sonucu elde edilen paranın örgüte aktarılması şart değildir. Yarar deyiminin de geniş şekilde anlaşılması gerekir. Mağdurun böyle bir örgüte üye olmaya ve aidat ödemeye veya bağışta bulunmaya zorlanması halinde de, bu bent uygulanır.

 

Fıkranın (g) bendinde, yağma suçunun gece vakti işlenmesi halinde, failin suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılması kabul edilmiştir. Zira bu halde mağdurun daha şiddetli bir korkunun etkisi altına düşeceği muhakkaktır.

 

Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir.

 

Nitelikli Yağma Gasp Suçu dosyalarında Ağır Ceza Avukatı tarafından temsil edilmeniz önem arz etmektedir.

  • Nitelikli Yağma (Gasp) Suçu Nedir?
  • Nitelikli Yağma (Gasp) Suçunun Cezası Ne Kadardır? sorularınızın cevabı için uzman ceza avukatına başvurmanız tavsiye edilmektedir.

Kasten Yaralama Suçu TCK 86. Madde

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun vücut dokunulmazlığına karşı suçlar bölümünde 86.madde kapsamında kasten yaralama suçu tanımlanmıştır.

Kasten yaralama suçu; failin bilerek ve isteyerek başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının bozulmasına neden olan davranışta bulunmasıdır. Anılan suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast ise suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Fail yaralama kastıyla hareket etmeli ve hareket ile netice arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
Kasten yaralama suçu ile korunan hukuku değer vücut bütünlüğü, yaşama hakkıdır.

TCK madde 86’nın 1. fıkrasına göre, basit kasten yaralama suçunun cezai yaptırımı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Aynı maddenin 3.fıkrasında nitelikli kasten yaralama suçunun cezası belirtilmiştir. Buna göre;

Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,

işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Belirtmek gerekir ki:

TCK madde 86/2 (Ek fıkra) ‘ye göre ; “Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.”

Uygulamada kasten yaralama suçu ile adam öldürmeye teşebbüs suçu birbirine karıştırılmaktadır. Failin, mağdura yönelttiği eylemin sayısı ve şiddeti, olay sonrası davranışları, yönelttiği eylemin öldürme saikiyle işlenip işlenmediği gibi hususlar göz önünde bulundurularak kasten yaralama suçunu adam öldürme suçundan ayırmak mümkündür.

Kasten yaralama suçunda bir ceza avukatı ile temsil edilmeniz önem arz eder.

Kasten Öldürme Suçu TCK 81. Madde

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinde tanımlanan kasten öldürme suçu, kişinin bir insan hayatını bilerek veya isteyerek sona erdirmesidir. Kasten öldürme suçunun konusu insan hayatıdır. Dolayısıyla TCK kasten öldürme suçu ile kişinin yaşama hakkını korumayı amaçlamıştır.

 

Kişinin ölümü meydana geldiği an kasten öldürme suçu tamamlanmış sayılır. Kasten öldürme suçu serbest hareketle işlenebilen bir suç olup; icrai hareketle işlendiği durumlarda fiil ile netice arasında illiyet bağı aranmaktadır.

 

Kasten öldürme suçunun basit hali TCK 81. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

 

Kasten öldürme suçunun nitelikli hali TCK 82.maddesinde düzenlenmiş olup, madde metni aynen şöyledir:

Kasten öldürme suçunun;

 

a) Tasarlayarak,
b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,
e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,
g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,(*)
i) (Ek bent: 29.06.2005 – 5377 S.K./9. md.)(**) Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,
j) Kan gütme saikiyle,
k) Töre saikiyle,

 

işlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Türk Ceza Kanununun 83.maddesinde ise kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi hali düzenlenmiştir.

 

Madde metninde kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi düzenlenmiştir.

 

İhmal, kişiye belli bir icrai davranışta bulunma yükümlülüğünün yüklendiği hallerde, bu yükümlülüğe uygun davranılmamasıdır. Belli bir icrai davranışta bulunma yükümlülüğüne aykırı olarak bu davranışın gerçekleştirilmemesi sonucunda, bir insan ölmüş olabilir. Örneğin, bir sağlık kuruluşunda görev yapan tabip, durumu acil olan bir hastaya müdahale etmez ve sonuçta hasta ölür.

 

İhmali davranışla sebebiyet verilen ölüm neticesinden dolayı sorumlu tutulabilmek için, neticeyi önlemek hususunda soyut bir ahlaki yükümlülüğün varlığı yeterli değildir; bu hususta hukuki bir yükümlülüğün varlığı gereklidir.

 

Kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi halinde, suçun icrai davranışla işlenmesine nazaran temel cezada indirim yapılmasına ilişkin olarak mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır.

 

Kasten öldürme suçunda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi‘dir. Cinayet davaları geniş kapsamlı ve çok bilinmeyenlidir. Mevcut delil durumu kadar hakimin vicdani kanaatinin de önem taşıdığı bu dosyalarda bir ağır ceza avukatından destek alınması önemlidir.

Benzer Konular:

Taksirle Öldürme Suçu
Taksirle Öldürme Cezası