İşe İade Davası

İş sözleşmesi haksız olarak feshedilen işçi işe iade davası açabilir.

 

İŞE İADE DAVASININ ŞARTLARI:

 

  • Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor olmak
  • İş sözleşmesinin feshinin işveren tarafından yapılması
  • Söz konusu işyerinde en az 30 işçinin çalışması
  • Haksız feshi ileri süren işçinin en az 6 ay kıdemli olması
  • Feshin geçerli bir nedene dayanmaması, haksız olması gerekir.

 

Kural olarak işe iade davası belirsiz süreli iş sözleşmelerinde mümkündür. Çünkü belirli süreli iş sözleşmesi tarafların belirlediği sürede sona erecektir. Bu durumda işçi işe iade davası açamayacaktır.

 

İşçinin 6 aylık kıdemi olması bir diğer şart olmakla beraber 6 aylık süre hesaplanırken çalışma süresinden sayılan ve sayılmayan haller göz önünde bulundurulmalıdır.

 

İşçi işe iade davasını fesih bildirimini tebellüğünden itibaren 1 ay içinde açabilir. İşe iade davalarında iş mahkemeleri görevlidir.

 

İşe iade davasının işçinin lehine sonuçlanması halinde, 10 iş günü içinde işçi işverene başvurmalıdır. Aksi halde işverenin feshi geçerli feshe dönüşür. Bunun neticesinde işçi tazminat hakkını kaybeder. İşveren, süresi içinde işverene başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmakla yükümlüdür.

İşçi Hakları Nelerdir

İşçi Hakları – Ücret Hakkı: Ücret hakkı; işçiye bir iş karşılığı işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Kural olarak Türk parası ile ödenir.

 

İşçi Hakları – Kıdem Tazminatı Hakkı: Kıdem tazminatı, bir işyerinde en az 1 yıldır çalışmakta olan işçinin, belirli şartlar oluştuğunda, işten ayrılırken aldığı toplu ödeme tutarıdır. Kıdem tazminatı hesaplanırken işçinin en son ay aldığı ücretin brüt tutarı esas alınır. İşçiye, işyerinde geçirdiği her bir yıl için bir aylık brüt ücreti tutarında ödeme yapılır ve bu ödemeden sadece damga vergisi kesilir. Haksız olarak işten çıkarılan veya haklı sebeple iş akdine son veren işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Haklı bir sebebi olmaksızın kendi isteğiyle işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı hakkı yoktur.

 

İşçi Hakları – İhbar Tazminatı Hakkı: İş Kanunu gereğince iş sözleşmesini fesih etmek isteyen taraf; feshi yazılı olarak ve çalışma süresinin gerektirdiği bildirim süresine bağlı kalarak diğer tarafa iletmekle yükümlüdür. İş sözleşmesini bildirim süresi vermeksizin fesih eden işveren, bu sürenin ücretini ihbar tazminatı olarak ödemekle yükümlüdür.

 

İşçi Hakları – Fazla Mesai Hakkı: İşçinin haftalık çalışma süresi 45 saattir. Bu süreyi aşan çalışma fazla çalışmadır ve yasa gereği ek ücrete tabidir. Fazla çalışma ücretlerinde zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu ücretlere bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanır. İşçi, işverence fazla çalışma ücreti ödenmediği takdirde iş akdini haklı nedenle feshedebilir.

 

İşçi Hakları – Yıllık Ücretli İzin Hakkı: Anayasadan doğan dinlenme hakkı neticesinde işçinin yıllık izin hakkı söz konusudur. İşyerinde 1 yıl ve daha üzeri çalışmış olan işçilere verilecek yıllık izin süreleri şöyledir; 1)Bir yıldan beş yıla kadar olanlara 14 günden, b) Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara 20 günden, c)On beş yıl ve daha fazla olanlara 26 günden, d)On sekiz ve daha küçük yaştaki işçilere 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere 20 günden az olamaz.

 

İşçi Hakları – Hafta Tatili Hakkı: Başta anayasamız olmak üzere çalışma yaşamını düzenleyen kanun, tüzük ve yönetmelikler çalışanların dinlenme haklarını güvence altına almıştır. Genel kural, işçinin haftalık 45 saat çalışması karşılığında bir günlük hafta tatili yapmasıdır. Çalışılmayan hafta tatili için işçiye bir günlük ücreti çalışmış gibi ödenir. Hafta tatilinde çalışan işçiye hafta tatili ücretine ilave olarak bir buçuk yevmiye ücret ödenir.

 

İşçi Hakları – Ulusal Bayram ve Genel Tatil Hakkı: Bir takvim yılı içerisinde 14,5 gün ulusal bayram ve genel tatil günü vardır. Ulusal bayram günü 29 Ekim’dir. Ulusal bayram 28 Ekim saat 13.00’dan itibaren başlar ve 1,5 gün’dür. Genel tatil günleri ise 1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 3,5 gün ramazan bayramı ve 4,5 gün kurban bayramı olmak üzere toplam 13 gün’dür. İş Kanunun 44.maddesi gereği, Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir. Yine Kanunun 47.maddesine göre, 4857 sayılı Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa çalışılan her gün için bir günlük ücreti ilave olarak ödenir.

 

İşçi Hakları – Kötüniyet Tazminatı Hakkı: İş güvencesi hükümlerinden yararlanmayan, belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçiler, iş sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda bildirim süresinin üç katı tutarında “kötü niyet tazminatı” talep edebilirler. Kötü niyet tazminatı ihbar tazminatından tamamen bağımsız bir tazminattır. İhbar tazminatı ödenmesi kötü niyet tazminatı ödenmesi hakkını ortadan kaldırmaz.

 

İş Kazası Tazminat Davaları

İŞ KAZASI NEDİR?

İş kazası genel olarak; kanuni tanıma uygun bir işçinin iş yerinde yaptığı iş dolayısıyla meydana gelen kazalardır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 13.maddesi iş kazasını şöyle tanımlamıştır:

İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

İŞ KAZASI BİLDİRİMİ NASIL YAPILIR?

İş kazası meydana geldikten sonra işverenler, derhal kazanın meydana geldiği yer kolluk birimine; 3 iş günü içinde ise kuruma iş kazası bildirimi yapmakla yükümlüdürler. İş kazası sonucunda zarar gören işçi ve/veya yakınları işverene karşı iş kazası tazminat davası açabilirler.

İŞ KAZASI SONUCUNDA HANGİ DAVALAR AÇILABİLİR?

İş kazası sonrasında işçi ve/veya yakınları, iş kazası tazminatı olarak bilinen, maddi-manevi tazminatdestekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.

a) Maddi-Manevi Tazminat Davası
İş kazası sonucunda işçi, bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zarara uğraması veya kısmen zarar görmesi dolayısıyla maddi-manevi tazminat davası açabilir. Ancak bunun için söz konusu kazanın iş kazası olması, işverenin kusurlu olması, illiyet bağı ve kaza sonucunda zararın meydana gelmiş olması koşulları aranır.

İşçi ve/veya yakınları iş kazası sonucunda geçici işgöremezlik tazminatını, sürekli işgöremezlik tazminatını, belli bir tedavi geçirmişse tedavi masraflarını, ölüm gerçekleşmişse cenaze giderlerini işverenden maddi tazminat davası ile isteyebilir. Manevi tazminat davası ile işçi, uğradığı manevi zarara tekabül eden bir miktar para talep edebilmektedir.

 

b) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
İş kazası veya meslek hastalığı neticesinde işçinin ölümü gerçekleşmişse, işçinin sağlığında destek olduğu kimseler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
İş Kanunu’na göre, işveren işçinin sağlığı ve güvenliği ile ilgili dikkat ve özen yükümlülüğüne uymak ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Aksi takdirde işverenin sorumluluğu doğar. İş kazası neticesinde ölüm meydana gelmişse işçinin sağlığında destek olduğu kimseler ölümlü iş kazası nedeniyle tazminat davası açabilirler ve işverenin cezai sorumluluğuna gidebilirler. Yaralamalı iş kazası nedeniyle tazminat ise yaralanan işçinin ve/veya yakınlarının işverene yönelttiği maddi – manevi tazminat taleplerini kapsar.
İş kazalarının her geçen gün artış gösterdiği ülkemizde, Konya İlinde iş kazaları sonucu ölenlerin sayısı (yıllık) 40‘ı geçmektedir. Siz veya yakınınız Konya’da iş kazasına uğramış ve tazminat avukatı arıyorsanız yasal danışmanlık için randevu alınız.

 

Konya SS Hukuk Bürosu’nun hizmet verdiği iş kazası tazminat davası alanları şöyledir:

  • Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası
  • İş Kazası Nedeniyle Sakatlık (İş Görmezelik) Tazminatı
  • İş Kazası Nedeniyle Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davaları

İzale-i Şuyu Nedir?

Üzerinde ortak mülkiyet bulunan bir gayrimenkulün, payları oranında paydaşlara paylaştırılması işlemi İzale-i Şuyu tabir edilir. Halk arasında bilinen bir diğer adıyla Ortaklığın Giderilmesi davaları olarak da nitelendirilir. Taşınmazın paydaşlar arasında bölünebilir olması durumunda aynen paylaştırılmasına, aksi halde satılarak nakden paylaştırılmasına karar verilir.İzale-i Şuyu Davasında Görevli Mahkeme

H.M.K.’nun amir hükümleri gereğince İzale-Şuyu davalarında Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.

İzale-i Şuyu Davasında Yetkili Mahkeme

H.M.K.’nun ilgili hükümleri gereğince izale-i şüyu davalarında, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

İzale-i Şuyu Davasının Tarafları

İzale-i şuyu davasını ortaklardan her biri ayrı ayrı açabileceği gibi birden fazla paydaş diğer paydaşlara karşı da açabilir. Davanın davalısı diğer paydaşlardır. Hukuk Büromuz İzale-i Şuyu davalarında ülke geneline hizmet vermektedir. Ortaklığın giderilmesi davalarınız için SS Hukuk Bürosu Konya İzale-i Şuyu avukatlarıKonya gayrimenkul avukatları ile iletişime geçebilirsiniz.

İş Ortaklığının Taraf Ehliyeti Nedir

İŞ ORTAKLIĞININ TARAF EHLİYETİ NEDİR?

Yasa Hükmü; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 620.maddesi;

Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.

Günümüzde şirketler, güçlerini birleştirerek yatırımlara iştirak etmek ve gerek uzmanlıklarını, gerekse finansmanlarını birlikte kullanarak daha güçlü bir şekilde projelerde yer almak istemektedirler. Şirketlerin bu eğilimleri “ İş Ortaklığı ” kavramının daha sık karşılaşılan bir kavram olmasına sebep olmaktadır.

Doktrinde “iş ortaklığı” birbirinden ekonomik ve hukuksal yönden bağımsız birden fazla gerçek veya tüzel kişinin belirli bir yapı işinin ifasını, iş sahibine karşı her biri işin tamamından sorumlu olmak üzere üstlenerek gerçekleştirmek amacıyla bir sözleşme bağı çerçevesinde bir araya gelmeleriyle oluşan ilişki olarak tanımlanmaktadır. İş Ortaklığında, ortaklar bir tüzel kişilik kurmak ya da kurulu bir şirkete katılmak yerine salt akdedilen bir sözleşme çerçevesinde ortaklık oluşturmaktadırlar. Bu anlamda iş ortaklığı Borçlar Kanununun 620.maddesi kapsamında bir adi ortaklık olup, salt sözleşmeye dayalı Joint Venture’ın özel bir tipidir.

Salt sözleşmeye dayalı ‘’Joint Venture” niteliğindeki iş ortaklığının; ayrı bir tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti yoktur. Ortaklığı oluşturan şirketler tüzel kişiliklerini muhafaza ettiklerinden, ortaklığa karşı açılacak davalarda husumetin iş ortaklığına değil, iş ortaklığını oluşturan şirketlere ayrı ayrı yöneltilmesi gerekmektedir.

(Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 10.02.2015 Tarih, 2013/30756 Esas ve 2015/4327 Karar sayılı ilamı; ‘’…İş ortaklığının ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayıp, ortaklığı oluşturan şirketler tüzel kişiliklerini koruduğundan, dava dilekçesinin ayrı ayrı iş ortaklığını oluşturan şirketlere tebliğ edilmesi ve taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanması gerekir. Taraf teşkili usulüne uygun olarak sağlanmadan işin esasına girilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.)

Anayasayı İhlal Suçu – TCK Madde 309

Anayasayı İhlal Suçu

Anayasayı ihlal suçu Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni aynen şöyledir;

(1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişimi ve kalkışma tabir edilen olaylar Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

Anayasayı İhlal Suçuyla Korunmak İstenen Hukuki Yarar 

Anayasayı ihlal suçunda korunmak istenen hukuksal yarar Anayasal düzene egemen olan ilkelerdir.

Anayasayı İhlal Suçunun Faili 

Anayasayı ihlal suçunun faili Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenlerdir. Suç herhangi bir kimse tarafından işlenebileceği için bu suçun failinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup olmaması yönünden bir ayrım yapılmamıştır. 

Anayasayı İhlal Suçunun Maddi Unsuru 

Anayasa ihlalinin oluşması için cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya, bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye, bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek gerekir.

Anayasayı ihlal suçu hakkında detaylı bilgiyi SS Hukuk avukatlarından alabilir ve SS Hukuk avukatlarına sorularınızı iletebilirsiniz.

Vakıf Nasıl Kurulur

VAKIF NEDİR ? 

4271 sayılı Türk Medeni Kanunun 101. maddesinde vakıf; gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak tanımlanmıştır. Vakıflar özel hukuk tüzel kişisidir, Türk Medeni Kanununun 48. maddesinde belirtilen tüm hak ve yetkilere sahiptir. Vakıfların denetim makamı Vakıflar Genel Müdürlüğüdür.

VAKIF KURMAK İÇİN GEREKEN ŞARTLAR NELERDİR ? 

Vakıfları oluşturan temel iki öge vardır. Bunlar; vakfa özgülenecek bir mal ve malvarlığının özgüleneceği amaçtır.

Vakfa özgülenecek malvarlığı vakfın amacını gerçekleştirmeye yeterli olmalı, vakfın amaç veya devamını imkansız veya yararsız hale getirmemelidir. Yeni vakıfların asgarî kuruluş mal varlığı limiti, 2016 yılı için 60.000 TL’dir. Vakıflar Meclisi’nin 07/12/2015 tarih ve 671/543 sayılı kararıyla; 2016 yılı için yeni vakıfların kuruluşunda amaçlarına göre belirlenecek asgari malvarlığı, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 5. maddesi ile Vakıflar Yönetmeliği’nin 111. maddesinin (ğ) bendine istinaden 60.000 TL olarak belirlenmiştir.

Malvarlığının özgüleneceği amaç; hukuka uygun, anlaşılabilir ve belirli olmalıdır. Vakfın birden çok amacı olabilir ancak, Cumhuriyetin niteliklerine ve Anayasa’nın temel ilkelerine, hukuka, ahlaka aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.

VAKIF KAÇ KİŞİ İLE KURULUR ? 

Vakıf kuruluşunda kişi sınırlaması yoktur. Gerçek ya da tüzel kişiler, kişi sınırlaması olmaksızın vakıf kurabilirler.

VAKIF NASIL KURULUR ? 

  • Yeni vakıf kurmak için öncelikle, noterde düzenleme şeklinde hazırlanan resmi senetle vakıf kurma iradesinin açıklanması gerekir.
  •  Resmi senedin düzenlenmesinden sonra vakfedenin Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurması gerekmektedir.

Vakıflar, yerleşim yeri mahkemesinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. İlgili mahkeme, bu hususu Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirir ve Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıt işlemi gerçekleşir. Mezkur kayıt Resmi Gazetede yayınlanarak ilan olunur. Vakıf siciline tescil ile özgülenen mal ve haklar vakfa geçer.

Hukuk büromuz vakıf kuruluş danışmanlığı konusunda ülke geneline hizmet vermektedir. Vakıf kuruluşu için S&S Hukuk bürosu vakıf avukatı ile iletişime geçebilirsiniz.

2016 Genel Af Çıkacak Mı?

15 Temmuz sonrasında konuşulmaya başlanan 2016 genel af çıkacak mı? sorusu henüz netlik kazanmamış durumda olmasına karşın hükümet tarafından her gün yeni bir açıklama gelmesi genel af ya da kısmi af konusunda yakın zamanda resmi bir gelişme olacağı şeklinde yorumlanıyor. Genel aftan kimler yararlanacak ya da kısmi aftan kimden yararlanacak sorularının cevabı da resmi açıklamayla birlikte cevap bulacak.

Genel af ve kısmi af konusunun hukuki ayrıntılarının resmi gazetede yayınlanmasından sonra ayrıntılı yorumlar SS Hukuk tarafından yapılacaktır.