Kıdem Tazminatı Nedir

Kıdem tazminatı, iş sözleşmesi kanunda belirtilen hallerde sona eren ve çalışma süresi 1 yılı aşmış olan işçiye, işveren tarafından ödenen tazminattır. Bu tazminatın amacı işyerinden ayrılmak durumunda kalan işçinin mağduriyetini işyerindeki kıdemi nispetinde gidermektir. Kıdem tazminatı işçinin haklı bir sebep olmadan işten çıkarılması durumunda da ödendiği için halk arasında işten çıkarma tazminatı olarak da anılır.

 

Kıdem tazminatına hak kazanmanın koşulları;

  • İş Kanunu kapsamında işçi olmak
  • İş Kanunu kapsamındaki işyerinde 1 yıl ve daha fazla süreli çalışıyor olmak
  • İş akdinin kanunda yazılı hallerle sonlanması
  • İşverenin sözleşmeyi haksız feshi durumunda işçi kıdem tazminatına hak kazanır.

 

Kural olarak işten kendi isteğiyle ayrılan işçi, kıdem tazminatı alamaz. Ancak; iş sözleşmesinin askerlik görevi, emeklilik hakkının elde edilmesi, sağlık problemlerinin işin yapılmasına sürekli bir biçimde engel oluşturduğunun belgelenmesi, işverenin iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırı davranışlarda bulunması ve kanunda sayılan diğer hallerde işçi tarafından feshi halinde çalışma süresinin en az 1 yıl olması koşulu ile kıdem tazminatına hak kazanılmaktadır.

 

Herhangi bir iş sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektiren bir nedenle feshi durumunda, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir. Kıdem tazminatı hesaplamaları sırasında işçiye ödenen ücretin yanı sıra, kendisine düzenli olarak sağlanan tüm para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin brüt tutarları dikkate alınmaktadır. İş yerinin devredilmesi durumunda eski ve yeni işveren birlikte sorumlu olacaklardır.

 

Kıdem tazminatı talepleri 818 sayılı Borçlar Kanununun 125’nci maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

 

Kıdem tazminatı ihtilaflarının kilidi iş sözleşmesinin sona erme biçimidir. Bu noktada haklı nedenle fesih ve haksız fesih kavramları önem taşır. Hak kaybı yaşamamak adına iş hukuku avukatı ile görüşmenizi tavsiye ederiz.

Malpraktis Davası Nedir

Doktorun bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle hastayı zarara uğratması durumunda zararın tazmini için açılan dava tıbbi malpraktis davası şeklinde tabir edilmektedir. Doktor ve hastane sebep olduğu zararları tazmin etmekle yükümlüdür.

Doktor hatasıyanlış ameliyatyanlış teşhisyanlış tedavihatalı ameliyathatalı ilaçtedavide gecikmeameliyatta yabancı cisim unutulmasısünnet hatasıhatalı doğumtıbbi evrak kayıpları ve benzeri kusurlardan kaynaklanan zararların tazmini için açılacak tazminat davaları Malpraktis Davası kapsamında değerlendirilmektedir.

DOKTORA KARŞI TAZMİNAT DAVASI

Hastanenin veya sağlık personellerinin tıbbi müdahalesi sonucunda ortaya çıkmış bir zarar söz konusu olduğunda, hastaneye veya sağlık personellerine atfedilebilecek bir kusur varsa ve kusur ile ortaya çıkan zarar arasında bir illiyet bağı bulunmakta ise malpraktis tazminat davası ile zararların tazmini mümkün olabilmektedir.

DOKTOR HATASI TAZMİNAT DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME

Devlet hastanelerinin ve devlet hastanelerinde çalışan doktorların hatası sonucunda zarar görenler, davayı Sağlık Bakanlığı aleyhine İdare Mahkemesinde açmak durumundadır. Özel Hastanelerin ve özel hastanede çalışan doktorların hatası sonucunda zarar görenler davayı doktor ve hastane aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açmalıdırlar.

YANLIŞ AMELİYAT SONUCU AÇILAN TAZMİNAT DAVASINDA ZAMANAŞIMI

Tıbbi malpraktis tazminat davalarında zamanaşımı süresi 5 yıldır. Zararın varlığının öğrenildiği tarihte davacının dava açma hakkı doğar ve zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Bu süre içerisinde açılmayan davalar zamanaşımı sebebiyle reddedilecektir.

Sağlık kuruluşlarının veya doktorların tıbbi kötü uygulamalarından ötürü görmüş olduğunuz bir zarar var ise, hasta hukuku hakkında bilgi almak ve hasta haklarını öğrenmek için Sağlık Hukuku ve Tazminat Hukuku alanında uzman S&S Hukuk Bürosu Konya avukatları ile iletişime geçebilirsiniz.

Tedavi sürecinde yapılan müdahalenin hukuka uygun olmaması durumunda taksirle yaralama, kasten yaralama, taksirle öldürme, kasten öldürme sebebi ile hekimin sorumluluğu doğabilir.

Tedavinin hukuku uygun olması için aşağıdaki şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir:

  • Doktor tarafından uygulanan işlemler tedavi amaçlı olmalıdır. Ve bu işlemler tıp bilimine uygun olmalıdır.
  • Hastanın hem tedavi süreci hem de riskler ve olası komplikasyonlar konusunda bilgilendirilmiş olması gerekir.
  • Hastanın rızası alınmalıdır. Bu aşamada hastanın rıza açıklamaya ehil olması gerekmektedir.

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Zaman Aşımı

İlgili Yasa Maddeleri;

  • Karayolları Trafik Kanunu 109
  • Borçlar Kanunu 72
  • Türk Ceza Kanunu 66

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 109. Maddesi;

Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.

Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.

Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.

6098 Sayılı Borçlar Kanununun 72. Maddesi;

Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.

Karayolları Trafik Kanununun 109/2 ve Borçlar Kanununun 72/1 maddelerinin yollamasıyla, trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarının zamanaşımı sürelerine tatbiki gereken Türk Ceza Kanununun 66. Maddesi aynen şöyle der;

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 66.maddesi;

Dava Zamanaşımı

(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,

b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,

c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,

d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

geçmesiyle düşer.

(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.

(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.

(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.

(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.

Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucunda açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında; kazada bir veya birden fazla ölü varsa zamanaşımı süresi 15 yıldır. Bir veya birden fazla yaralı varsa zamanaşımı süresi 8 yıldır. Ölü sayısı kaç olursa olsun, ölümlerle birlikte yaralılar da varsa, hem ölenler hem de yaralananlar için zamanaşımı süresi 15 yıldır. Maddi hasarlı trafik kazalarında K.T.K. 109/1.maddesine göre zamanaşımı süresi (2) yıl ise de, eğer, maddi hasarla birlikte ölüm ve yaralanma da varsa, uzamış ceza zamanaşımı süreleri maddi hasarlara da uygulanacaktır.

Trafik Kazası Tazminat Davaları

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde trafik kazası “Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölümyaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olay” olarak tanımlanmıştır.

Trafik kazası sonucunda hem kusurlu tarafın hukuki ve cezai sorumlulukları, hem de mağdur tarafın maddi ve manevi zaralarının tazmini hakkı doğmaktadır.

Trafik kazaları neticesinde takip edilmesi gereken davaları 4 madde halinde değerlendirebiliriz.

1- ÖLÜM NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

Trafik kazasında ölen kişinin desteğinden yoksun kalanlar aracın işleteni, sürücüsü ve sigortasına karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Bu davalarda cenaze giderleri ile, kaza sonrasında ölüm hemen gerçekleşmemiş ise kaza gününden ölüm gününe kadar yapılan her türlü masraflar ve kazanç kayıpları da talep edilebilmektedir. Halk arasında kan parasıkan bedeli ve ölüm tazminatı olarak bilinen destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmek için kazada hayatını kaybedenin mirasçısı olmak zorunlu değildir. Sağlığında kendisine destek olduğunu ispat etmek şartıyla mirasçı olmayanlar da destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.

2- BEDENSEL ZARAR NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

Trafik kazasında yaralanan kişilerin bedensel zararlarını, Sürekli işgöremezlik (Sürekli sakatlık), Geçici işgöremezlik (Geçici sakatlık), Ruhsal bozukluk ve estetik zararlar olarak ayırabiliriz. Bu ayrıma göre bedensel zararlar nedeniyle açılacak tazminat davalarında, kaza sonucunda vücudunda kalıcı sakatlık oluşanlar kazanç kaybı ve kazançlarda bir eksilme olmasa bile efor kaybı nedeniyle sakatlık tazminatı talep edebilirler. İleri derece sakatlıkta, yaşam boyu başkasının bakımına muhtaç olma durumunda bakıcı giderleri; Geçici işgöremezlik durumunda kazanç kaybı veya iyileşme süresince başkasının yardımına ve bakımına ihtiyaç nedeniyle o kişinin emeğinin karşılığı; tedavi ve iyileşme giderleri, ameliyat giderleri ile iyileşme süresince yapılan her türlü harcamalar, kaza geçirenin ve yakınlarının yol, barınma ve sair giderleri talep edilebilmektedir.

3- KAZA GEÇİRENLERİN YAKINLARININ MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

Trafik kazası sonucunda ölen ve yaralananların anne, baba, eş, çocuk, kardeş gibi yakınları, kaza nedeniyle yaşadıkları psikolojik sorunları maddi ve manevi tazminat davası konusu yapabilir. Zira bu durumda onların zararları ile kaza arasında illiyet bağı bulunmaktadır.

4- ARAÇ VE EŞYA HASARI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

Trafik kazasında aracı veya araçtaki eşyaları zarar gören kişi, karşı tarafın kusuru oranında hasar tazminatı isteyebilir. Bu davalarda zamanaşımı süresi Karayolları Trafik Kanunu 109/1 maddesi uyarınca 2 yıldır. Kazada ölüm ve bedensel zarar da varsa uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanacaktır.

İş Kazası Nedeniyle İş Görmezlik (Sakatlık) Tazminatı

Ülkemizde iş kazaları sonucunda işçi yaralanmaları ve işçi ölümleri sayısı oldukça yüksektir. İş güvenliği ve işçi sağlığına dair gerekli önlemleri almayan bir işyerinde çalışan işçinin iş kazası nedeniyle iş gücü kaybına uğraması muhtemeldir. İş kazası geçiren işçi, geçici işgöremezlik (geçici sakatlık) nedeniyle iş ve kazanç kaybını, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybını, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflarını, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplarını ve manevi zararlarını işverenden isteyebilir.

İş kazası meydana geldiğinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurup dosya açtırmak, müfettiş tahkikatı yaptırmak, sürekli iş göremezlik veya geçici işgöremezlik oranlarını tespit ettirmek gerekmektedir. İş kazasının bildirileceği Sosyal Güvenlik Kurumu, işyerinin bağlı olduğu yer Sosyal Güvenlik Kurumunun hastalık-kaza servisidir. Dilekçeye kaza ile ilgili tüm belgeler eklenmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kazasının ve maluliyetin oranının tespiti davası açmak bir diğer yoldur. Tespit davası ile iş kazası ve maluliyet oranı tespit edildikten sonra, işgöremezlik gelirlerinin bağlanması beklenir, gelirlerin peşin değerleri belli olduktan sonra geriye bir zarar kalmışsa işverenden talep edilebilir.

Kalıcı sakatlık yoksa veya işgöremezlik oranı %10’un altında ise bu durumda işçiye gelir bağlanmaz. Bu durumda işveren işçinin bütün zararlarından sorumludur. İşgöremezlik derecesi %10’un üzerinde ise işçiye gelir bağlanır ve bağlanan gelirin peşin değerinden artan bir zarar varsa, bu zarar işverenin ödeyeceği tazminat tutarı olarak belirlenir.

Sakatlık tazminatı olarak bilinen işgörmezlik tazminatı iş kazası başına gelen işçinin haklarından biridir. Hak kaybına uğramamak için uzman bir tazminat avukatı ile temsil edilmelisiniz.

İş kazalarının oldukça artış gösterdiği Konya ilinde yaşıyorsanız ve iş kazası ile ilgili sorularınız varsa Konya iş hukuku avukatı ve iş kazası avukatına danışmak için randevu alınız.

Yabancı Plakalı Araç Kazaları ve Tazminat Hakları

Yeşil Kart Sigortası Nedir?

Yeşil Kart Sigortası, Yeşil Kart (Green Card) Sistemine dahil ülkelerde yapılan seyahatler sırasında neden olunan kazalar sonucunda zarar görenlerin korunmasını sağlayan uluslararası motorlu taşıt sigortasıdır. Yeşil kart sistemi 01.01.1953’te yürürlüğe girmiştir.

Yeşil Kart Sigortasının Amacı Nedir?

Yeşil Kart Sigortasının amacı, ülkeler arasında seyahat eden motorlu taşıt kullanıcılarına yardım etmek ve seyahat edilen ülkelerde neden olunan kazalarda zarar görenlerini koruma altına almaktır.

Yeşil Kart sigortasına sahip bir araç sahibi, başka bir ülkenin sınırında yeni bir zorunlu trafik sigortası yaptırmak zorunda değildir. Bu sistem sınır kapılarında sigorta poliçesi için uzun kuyruklar oluşmasını engellediği gibi, yabancı araçların karıştığı kazalar sebebiyle zarara uğrayanların haklarını korumaya almaktadır.
Yeşil Kart Sistemi ülkemizde Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu (TMTB) eliyle yürütülmektedir.

Yeşil Kart Sistemine Üye Ülkeler

AVUSTURYA, ANDORRA, BULGARİSTAN, BEYAZ RUSYA, İSVİÇRE, KIBRIS, ÇEK CUMHURİYETİ, ALMANYA, DANİMARKA, ESTONYA, FRANSA, FİNLANDİYA, İNGİLTERE VE K.İRLANDA, YUNANİSTAN, MACARİSTAN, HIRVATİSTAN, İTALYA, İSRAİL, İRAN, İRLANDA, İZLANDA, LÜKSEMBURG, LETONYA, LİTVANYA, MALTA, FAS, MOLDOVA, MAKEDONYA ,KARADAĞ, NORVEÇ, HOLLANDA ,PORTEKİZ, POLONYA, ROMANYA, RUSYA, İSVEÇ, SIRBİSTAN, SLOVAKYA, SLOVENYA, TUNUS, TÜRKİYE ve UKRAYNA’dır.

Yabancı Plakalı Araç Kazalarında Tazminat Nasıl Alınır?

Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu, Yeşil Kart Sistemine üye ülkelerin plakalarını taşıyan yabancı araçların Türkiye’de karıştıkları trafik kazalarından ötürü oluşan zararları gidermekle yükümlüdür. Bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için yabancı plakalı aracın geçerli Yeşil Kart Sertifikasına sahip olması gerekmektedir. Kazada yabancı aracın hiçbir kusuru yoksa TMTB’nun tazminat sorumluluğu olmayacaktır. Zira TMTB, yabancı aracın neden olduğu zararları karşılama noktasında sorumluluk üstlenmiş bir bürodur.

Tazminatı almak için öncelikle hasar dosyasının açılması sağlanmalıdır. Hasar dosyası açılınca TMTB trafik kazasını yabancı plakalı aracın yurtdışındaki sigorta şirketine bildirecek ve poliçe onayını alacaktır.

Yabancı Plakalı Araçların Maddi Hasarlı Trafik Kazaları için İstenen Belgeler:

1) Polis raporu veya trafik kazası tespit tutanağının aslı,
2) Yeşil Kart fotokopisi,
3) Sürücü belgesi veya ruhsat fotokopisi,
4) Tamirat faturası aslı veya eksper raporu,
5) Hasarlı kısım, bölüm veya parçaların fotoğrafı,

Yabancı Plakalı Araçların Yaralamalı Trafik Kazaları için İstenen Belgeler:

1) Savcılık hazırlık dosyası veya ceza mahkemesi dosyasında yer alan iddianame ve yaralanma ile ilgili adli tıp raporu.
2) Tam teşekküllü hastaneden alınacak sürekli sakatlık oranına ilişkin kesin hastane raporu.
3) Tıbbi tedaviye ilişkin masraf tutarları.

Yabancı Plakalı Araçların Ölümlü Trafik Kazaları için İstenen Belgeler;

1) Ölü muayene ve otopsi raporu.
2) İddianame veya ceza mahkemesi kararı.
3) Veraset ilamı.
4) Defin ruhsatı.
5) Vefat edenin gelir durumunu gösterir iş kazanç belgesi.
6) Vukuatlı nüfus kayıt örneği.

Yurtdışından poliçe onayı geldikten sonra, gerekli görülen evrakların tercümesi sigorta şirketine iletilir. Yurtdışı sigorta şirketi ile sağlanan mutabakattan sonra zarar görenlere gereken tazminat ödemesi yapılmaktadır.

Yabancı plakalı araçların sebep olduğu trafik kazaları nedeniyle zarara uğramış iseniz, hak kaybı yaşamamak için uzman sigorta hukuku avukatlarından destek almanızı tavsiye ederiz.

Yaralamalı Trafik Kazalarında Maddi-Manevi Tazminat Davaları

Trafik kazası, karayolu üzerinde hareket eden araç veya araçların neden olduğu ölüm, yaralama ve maddi tahribatla sonuçlanan olaydır.

 

Yaralamalı trafik kazası neticesinde zarar gören kimseler maddi-manevi tazminat talep edebilirler. Ölümlü trafik kazalarındaki gibi dolaylı mağdurluk söz konusu olmayıp yaralamalı trafik kazası maddi-manevi tazminatını bizzat kazaya uğrayan şahıs talep edebilir.

Yaralamalı trafik kazalarında tazminat davası ile tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar gibi kesin zararlar talep edilebilir. Trafik kazası sonunda zarar gören kimse ayakta veya ciddi bir tedavi görmek mecburiyetinde kalabilir. Görülen tedavi sonucu oluşan masraflar ameliyat, yoğun bakım, ilaç vs giderleri oluşturur.

Yaralamalı trafik kazası sonucunda çalışma gücünde noksanlıklar meydana gelmesi halinde sorumlu kişi veya kurumlardan tazminat talep edilebilir. Bununla beraber kişinin tedavi altında olduğu sürece iş gücü durduğundan elde edilecek kazançtan kayıp doluşabilir. Kazaya uğrayan kişi çalışmadığı süre içindeki kazancında meydana gelen kaybı tazminat olarak talep edebilir. Zararların gelecekte ortaya çıkması söz konusu olabilir. Ve kişinin ekonomik geleceği sarsılabilir. Yaralamalı trafik kazası tazminatı, kişinin ekonomik gelirini etkilenmişse de talep edilebilir. Burada ölçüt kişinin yeteneği, yaşı ve etkinin niteliğidir.

 

Yaralamalı Trafik kazalarında Maddi Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Kişi ve buna bağlı araç sayısı artan ülkemizde paralel olarak trafik kazaları da artmaktadır. Trafik kazası sonucunda yaralanan kimsenin yaşamı sürdüğü için bizzat kendisi maddi-manevi tazminat davası açabilir. Dolayısıyla yaralamalı trafik kazasında destekten yoksun kalma tazminatı söz konusu olmayacaktır.

 

Yaralamalı Trafik Kazalarında Tazminat Davası Kime/Kimlere Açılır?

Yaralamalı trafik kazası tazminat davası bizzat zarar gören tarafından sorumlu kişi veya kuruma açılabilir. Söz konusu dava kusurlu olan tarafa karşı açılır.

Trafik kazası sonucunda sorumluluğu doğanlar; motorlu araç işletenler ile motorlu araç işleten gibi sorumlu olanlardır. Dolayısıyla yaralamalı trafik kazası tazminat davası, araç kullanan kişiye, aracın sahibine, sigortasına veyahut da konu araç şirket aracı ise şirkete karşı açılabilir.

 

İş Görmezlik Raporu Nasıl Alınır?

Trafik kazası sonucunda yaralanan kimsede meydana gelen hasar farklı büyüklüklerde olabilir. Trafik kazasında yaralanan kişiler kaza sonucu doğan bedensel zararlardan dolayı iş görmezlik raporu alarak ve tazminat talep edebilir. Söz konusu olan iş görmezlik tazminatı hesaplanırken geçicisürekli iş görmezlik hususu göz önünde bulundurulur.

Sakatlık tazminatı da denilen geleceğe dair oluşan kayıplar iş görmezlik ödemesi ile karşılanır. Borçlar Kanunu madde 55:”  Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” demek suretiyle tazminatın hesaplanması hususunu düzenlemiştir.

 

Yaralamalı Trafik Kazası Tazminat Davası Zamanaşımı Ne Kadardır?

Karayolları Kanunu madde 109 gereğince; “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar” lafzı ile trafik kazalarında 2 yıl ve 10 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür.

Trafik kazaları sonunca meydana gelen kayıplarınızı meddi-manevi tazminat ile talep edebilirsiniz. Haklarınızdan yararlanmak için uzman bir trafik kazası avukatına danışmanızı öneririz.

Ölümlü Trafik Kazalarında Maddi Manevi Tazminat Davaları

Trafik kazası; karayolu üzerinde hareket eden araç veya araçların neden olduğu, ölüm, yaralama ve maddi tahribatla sonuçlanan olaydır. Ölümlü trafik kazası neticesinde dolaylı olarak zarar görenler, zararlarının karşılanmasını talep edebilirler.

 

Ölümlü Trafik Kazalarında Maddi Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır?

Tazminat davasının esas amacı oluşan mağduriyetin giderilmesidir. Bu nedenle ölümlü trafik kazası maddi manevi tazminat davası açacak olan kimsenin mağduriyetini ispatlaması lazım gelir.

 

Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davası Kime/Kimlere Açılır?

Ölümlü trafik kazası tazminat davası, aracın işletenine, sürücüsüne, sigortasına, konu araç şirket aracı ise şirkete karşı maddi manevi tazminat davası açılabilir.

Bu hususta Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi ;”Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” demek suretiyle ölümlü trafik kazalarında tazminatı ve tazminatın kime verileceğini de düzenlemiştir.

Trafik kazası sonucu ölüm meydana gelmiş olması halinde, ölen kişinin hayatta kaldığı sürece destek olduğu kimseler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu tazminatı, ölenin annesi, babası, çocuğu ve kardeşleri talep edebileceği gibi ailesi olmasa bile ölenin hayattayken destek verdiği 3. kişiler de talep edebilir.

Kan parası veya ölüm tazminatı olarak da yaygınlaşan trafik kazası sonucu maddi tazminatı; destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin cenaze giderleri, eğer ölen ölüm anında önce tedavi süreci geçirmişse masraflarını kapsamaktadır.

 

Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davası Zamanaşımı Ne Kadardır?

Karayolları Kanunu madde 109 gereğince; “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar” lafzı ile trafik kazalarında 2 yıl ve 10 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür.

Ölüm tazminatı olarak bilinen ölümlü trafik kazası tazminatı dava zamanaşımı, tazminat sorumlusuna karşı kesilmesi durumunda sigortacıya karşı da kesilmiş sayılacaktır.

Özet olarak trafik kazası dolayısıyla ölüm meydana gelmesi halinde maddi ve manevi tazminat hakkı doğar. Haklarınızdan yararlanabilmek için uzman bir trafik kazası avukatına danışmanızı öneririz.

Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Tazminat ve Ceza Davası

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 13.maddesi iş kazasını şöyle tanımlamıştır:

İş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

Ölümlü İş Kazası Sonucu Açılacak Davalar

Günümüzde artan iş kazalarına mülzem olarak ölümlü iş kazaları da artış göstermektedir. İşbu durumun önlenmesi adına kanun koyucu işverenlere bir takım yükümlülükler yüklemektedir. İş kazası meydana gelmeden, önleyici olarak, işveren; işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukları giderir. İş kazası meydana geldikten sonra ise işverenin bildirim yükümü söz konusudur. Dolayısıyla işverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde cezai ve hukuki sorumluluğu doğar. Böyle bir durum neticesinde mağdur olan işçi işverene tazminat davası açabilir. Fakat tazminat davası için illiyet bağının ve işverenin kusurunun varlığı aranır. İş kazalarının oldukça artış gösterdiği ülkemizin Konya ilinde siz veya yakınınız iş kazasına uğramış ve tazminat avukatı arıyorsanız yasal danışmanlık için randevu alınız.

İhbar Tazminatı Nedir

İhbar tazminatı, çeşitli gerekçelerle işten çıkarılan işçinin kanun kaynaklı bir hakkıdır. Bu nedenle halk arasında işten çıkarma tazminatı olarak da anılır.

İş Kanunu uyarınca aralarında iş akdi bulunanlar, akdi feshetmek istediklerinde karşı tarafa ihbar süresi içinde bildirimde bulunmak zorundadırlar. Aksi halde ihbar tazminatı hakkı doğacaktır. Bu tazminat hakkı işçiye mutlak olarak tanınır, ayrıca zararı ispatlama sorumluluğu doğurmaz.

İş Kanunu madde 17 uyarınca işçi, üst üste 3 iş günü veya bir ayda 5 iş günü işyerine gelmezse, yalnızca ihbar tazminatı isteyebilir.

İş Kanunu madde 17 uyarınca: İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır.

Belirlenen süreler asgari olmakla birlikte sözleşme ile değiştirilebilir.

İhbar Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

İhbar süresi belirlendikten sonra, bu süreye denk aylık brüt ücret üzerinden ihbar tazminatı hesaplanır. Söz konusu hesaplamada vergi ve damga vergisi kesintisi yapılır.

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde fesihten önce bildirimin yapılması gerekir. Kanunda belirtilen süreler dahilindeki deneme süresi kapsamındaki işçiler ihbar tazminatına hak kazanamazlar.

Uzman bir iş hukuku avukatı ile görüşmenizi tavsiye ederiz.